|
Son yıllarda, Fikri
ve Sınai Haklar Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemelerinde
"marka veya unvan tecavüzü" talebiyle açılan dava dosyalarının
sayısında çok büyük bir artış yaşanıyor.
Bunca yıllık şirket unvanınız haksız rekabet nedeni sayılabilir
mi ?
Açılan davaların bir
çoğunu da tescilli markalar ile şirket unvanlarının karşı
karşıya kaldığı davalar oluşturmaktadır. Yasal mevzuat, şirket
unvanlarının ayırt edici kelimelerinin başkaca kişi veya
kuruluşlar adına "marka" olarak tesciline olanak vermektedir.
Bunlara paralel olarak internet alan adlarının tahsisinde ayrı
bir karmaşa yaşanmaktadır.
Hukuki nitelikleri
ve işlevleri birbirinden farklı birer unsur olan, "Marka" ve
"Ticaret Unvanı" bu konudaki yasal düzenlemelerin ve ilgili
kuruluşların koordine olamamasının da etkisiyle çoğu zaman
birbirleriyle ihtilaflı duruma düşmekte; taraflardan birinin,
marka sahibinin unvan sahibine veya unvan sahibinin marka
sahibine karşı, "haksız rekabet" nedeniyle dava açması
kaçınılmaz olmaktadır.

Marka ve Ticaret
unvanlarının her ikisi de
tanıtma
vasıtasıdır fakat
ticaret unvanının asıl işlevi ticari işletmeyi, markanın asıl
işlevi ise ürünü veya hizmeti tanıtmaktır. Buradan anlaşılacağı
üzere, ticaret unvanlarının “genel” özelliğine karşın, markalar
sadece kaynağını gösterdikleri mal veya hizmetlerle
sınırlıdırlar. Bu nedenle, marka tescilleri “sınıf” esasına göre
yapılmaktadır. Ticari işletmelerin kullanılmasına izin verilen
ticaret unvanları ticaret sicilinde tescil edilmekte olup,
esasen ayrıca marka olarak tescil edilmesi gerekmemektedir.
Markalar ise Türk Patent Enstitüsü nezdindeki markalar siciline
kaydedilmektedir. Fakat Ticaret Sicil Memurluğu, Türk Patent
Enstitüsü'ne benzer şekilde bir koruma kurumu değildir.
Geç kalmadan tescil ettirin !
ANKARA ETÜT, işletme
adları ve ticaret unvanlarının zarar görmemesi, gelecekte
çeşitli ihtilaflara, "haksız rekabet" veya "marka tecavüzü"
davaları ile karşı karşıya kalınmaması için, şirketlerin
ticaret unvanlarını "marka" olarak tescil ettirmelerini önermektedir.
|